Akşam Olmak Üzere, Güneş Daha Doğarken

1049123_o8fc1 Akşam Olmak Üzere, Güneş Daha Doğarken

Güneş Daha Doğarken

Karanlık selamlamlıyor; sessiz sakin , torosların eteğinde yaşayan Lale köyünü. Cırcır böceginin sesi çekirge seslerine karışıyor. Yakınımdan geçen sineğin vızıltısı oğlakların yaprak yeme seslerine güzel bir melodi gibi eşlik ediyor. Gökyüzünü yavas yavaş kaplayan bulutlar karanlığı daha da koyulaştırıyor. Bu koyuluk içimi de kaplıyor yavaştan. Bağırdığım zaman yine kendi sesimi duyuyorum. Metropollerde kendi iç sesini dinlemekte zorlanan teknoloji çağının manuel insanları buraları rüyalarında görüyorlar ancak. Şehirde yaşamak için can atan doğal köyün saf insanları saflıklarına yenilip terkediyor köyünü.  Ama yıllar yıllar önce köylerini terk eden eski köylüler ,  yılda bir kaç gün de olsa yaşamak için can attıkları doğal yaşamı ancak gezelim görelim programlarinda izliyorlar. Yedikleri içtikleri ve giydikleri neredeyse yüzde yüz fabrikasyon olan şehirli insanların insan ilişkileri de fabrikasyon olmuş artık. Bazen tek kullanımlık bazen özel günler icin bazen… Bazen de modası geçinceye kadar. Kafamda tüm bu düşünceler dolaşırken bir an kendime geliyorum ve diyorum ki Bizi kendimize getiren Allah’a (cc) hamd olsun. Bizi kendimize unuttursaydı bilir miydik hiç O’nu. Kendini bilen yaradanını bilir.

Köyün eteklerine dolanan çi bulutları bir an içiminde bulutlanmasına sebep oluyor. İçimde bir kırgınlık bir hüzün beliriyor. Karanlığın koyulaştığı an artık ben de koyulaşıyorum. İçimdeki önümü göremiyorum. Biraz ilerimdeki mahalle mezarlığı duygularıma duygu katıyor sanki duygu bombaardımanına tutuluyorum. Bu halim köyün bir nimeti mi yoksa eziyeti mi karar vermeye çalışıyorum. Ve aklıma içimi ferahlatacak, karanlığıma fener olacak düşünceler geliyor. Allah bize her duyguyu vermiş ve bu duyguları aşırıya kaçmadan helal sınırlarda kullanmamızı istiyor. O halde diyorum ki peki akşam karanlığının içimize döktüğü o tarifsiz his bize ne anlatıyor. Ölüm mü yoksa? Olabilir, neden olmasın ki. Uykunun küçük ölüm olarak metoforlaştırılması boşuna değil demekki. Peygamber (sav) boşuna dememiş bir hadisinde. Sabah uyandığımda gördüğüm kötü rüya için , oh rüyaymış deyip yüzümü dağa, bağa, bahçeye çevirerek uçuşan kuşları seyedebiliyorum. Oysa Müslüman coğrafyalarımda, sabah uyanan çocuklar  gördükleri kötü rüya için ‘oh be rüyaymış’ diyebiliyorlar mı? Hayır! Onlar rüyalarından daha korkunç bir güne uyanıyorlar. Onlar yüzünü dağa, bağa bahçeye, sokağa, caddeye çevirdiklerinde uçuşan kuşları değil uçan savaş uçakları görüyorlar. Onlar sabah anne sesiyle değil bomba sesiyle uyanıyorlar. Ve onlar akşam babalarını beklerken babaları yerine varil bomları çalıyor kapılarını ve işten dönen  baba kapıda eşinin karşılamasını beklerken acı karşılıyor onu kapısız evde. Ben akşam eve girerken kapatıyorum yine kapımı bir daha kapanamayan kapıları düşünerek…

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

1 Cevap

  1. Muhsin Yetkin dedi ki:

    Okuyunca Sezai Karakoç aklıma geldi .Güzel 🙂

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: