Anektodlar 8-11

8.)
Evdal , hayatını aşka adadı .
Onu dinleyenler mistik bir havaya bürünüp gerçekliklerini bir kenara itiverdiler.
Sorunlar hep unutuldu.
Bunlar medeniyetlerin çöküşüne zemin hazırladı.
Peki o zaman suç kimde ?
Evdal ın şarkı söylemesi mi yoksa aciz halkın dinlemesi mi ?
Suçlu aranacaksa halkın kendisidir. Çünkü kötülük ya da kötüye eğilim her kadim çağda vardı. Kimileri bu sınavı geçti ,kimileri ise kaldı. Cezasını sonsuz ateşle almaktalar.

2ezidiler Anektodlar 8-11

Mistik

9.)
Tasavvuf akımı ,musluman toplumların refah düzeyinin yüksek olduğu dönemde ortaya çıktı. Halk eylemlerini düşünceleri ile iletmeye ve yaşamaya çalıştılar. Yalnız kalma, kendini soyutlama veya içsel yolculuk bu tehlikeli inanç biçimi için  metot olarak kullanıldı. Başlarda az ve yerinde uygulandığı için toplumca benimsendi. Fakat halk kültürel ve dünyevi yaşayışı olarak abartıya kaçtığında ifrat(aşırıya kaçma)ı tercih edenlerin sayısı bir hayli yükseldi. Az da kendini soyutlayan ve diğerlerine örnek olan ileri gelen bu insanlar, bu sorunun üzeri gidip düzeltmek yerine kendilerini toplumdan daha da uzaklaştırıp maneviyat üzerine yoğunlaştılar. Bir nevi tefrit (çok az,pasif) konumuna düştüler. Mantıksal açıdan ifrat ve tefrit birbirini dengelediği düşünülebilir fakat aslında kaos ve yok oluşun habercisidir.

299021_2106-800x600 Anektodlar 8-11

Tasavvuf Akımı

10.)
Gün ışığı, karanlığın dalgasından uzaklaştıkça saatlerdir açık kalan altın sarısı çiçekler tek tek kapanmaya başladı. Bu olay her ne kadar ölümü andırsa da , bir diriliş masalı edasında hayatı tanımlıyor. Sima , yaşamak  için  ayçiçeğin içine yazılan kaderi gibi her gördüğü ışığa yönelmesi yanlış mıydı ?
Doğru olan neydi ?
Az önce onu öldürmeye çalışan Jodi’yi affetmesi ,zihinsel olarak bir çöküşün habercisi mi yoksa ruhunun isteği mi ?
Sima, son nefesini vermek üzereyken duvardaki ayçiçek tarlası tablosunu gördü,hepsi güneşe doğru yüzlerini çevirmiş , Sima’nın  yüzünde tebessüm bırakmıştı. Kan akmaya devam ediyordu….

hnat0131-doga-manzarali-duvar-kagidi-ev-dekorasyon-aycicekler-acarken Anektodlar 8-11

Ayçiçeği

11.)
Yine yalnız geçen bir yürüyüş , eve varmak üzereydi. Sokağın sonunda diğer binalara göre eskimiş olan apartmanın ahşap kapısına kadar yanaşmışken, loş ışıklı karanlık yolda birisiyle ani çarpıştı. İkiside birden yere düştü.  Yabancı adam kalkmaya çalışırken yanlışlıkla düşürdüğü dalgın adama aralıksız bakıyordu. Garip bir yüz ifadesi  adama yaklaştıkça tebessüme dönüştü.”Jodi bu sensin ! “, dedi heyecanlı bir şekilde.
Jodi , onca sıkıcı hayatında enerjisini yeniden kazandıracak bir umut beklerken alıştığı psikolojik düzen  bu olayla birlikte pek de değişmedi.
İsmi anılmasına rağmen beyni sürekli olarak eve gitmesini emrediyordu. Sevinçli adam Jodi’nin kolundan tutunca sonunda tepki alabilmişti.
Jodi :
– Sima, hatırladım seni. Bu ne tesadüf böyle?
Sima  :
–  Evet, aynen dostum  uzun zaman oldu. Fakat seni çok değişmiş gördüm.
Jodi:
– Zaman insanı değiştiriyor . Dedi tebessüm ederek. Dilersen misafirim ol zaten evim de hemen buraya yakın.
Sima :
– Tamam dostum iyi olur . Hem sana diyeceklerim var. Önemli bir konu  hakkında fikirlerine danışmam gerekiyor.
İkisi beraber binanın  karanlık koridorundan geçerken , Jodi’nin karamsar düşüncelerini yansıtan bir hava hakimdi. İkinci kata giden merdivenin basamaklarına yaklaşınca,önde olan Jodi ,Sima’ya dönerek :
– Söyleyeceklerini tahmin ediyor gibiyim. Mida hakkında olanlar ile ilgili mi?
Sima :
– Evet , doğru ama sen bunu nereden duydun?
Jodi, aniden durdu. Gözlerini  kısarak yere baktı. Sol eli titremeye başladı, merdiven basamağının demir parmaklıklarına tutundu. İçinden Sima’yı öldürmenin yollarını arıyordu. Sima, karşısında Jodi’nin garip hareketlerine anlam veremedi.
Birazdan olacaklardan haberi bile olmadan susup tekrardan yoluna devam eden Jodi ‘nin arkasından üçüncü kattaki tek odalı dairesine misafir olacaktı.

361e74aff0599d4160f5796038ffb8e8 Anektodlar 8-11

Eski Ev

Menzeher Karadoğan

Ağustos’un kavurucu sıcağında F. Kafka.’nın ölümünün 67. yılında Muş ilinde dünyaya geldi. İlk okul ve lise öğrenimini memleketinde tamamladıktan sonra İstanbul Marmara Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği okudu .Şu anda kurumsal firma yazılım danışmanlık ve eğitimi üzerine çalışmalar yapmakta . Metropol’ün yoğun ve yorucu hayatından uzaklaşmak ve anlamlandırmak için yazmayı seçti . Hala pişman değil ..

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: