Aşkın Ağlayan Yüzü

pigeon-300x187 Aşkın Ağlayan YüzüKanatları çığlık çığlık bir güvercin geldi kondu yüreğime. Belki mutluydu yüreğimde. Ama hiç anlamadı çırpındıkça yüreğimi kanattığını. Gözyaşlarımı ab-ı hayat sandı ve kana kana içti. Ben ağladıkça büyüdü güvercinim.

Dostum biliyorum sen korkarsın güvercinlerden ama korktuğun, uçuşan güvercinler miydi gökyüzünde? Yoksa yüreğini çığlık çığlık kanatan güvercinler miydi? Bilirsin yüreğimiz çok sever, çok sever güvercinleri. Özellikte de yüreğimizi kanatanları… Kaç güvercin beslendi kanlarımızla ve kaç güvercin kurtaramadık yüreğimizde. Hep kayboldular, hep kaybettik.

Neden hep aynı cümleleri kuruyoruz ikimiz de? Artık anlamıyorum kelimelerimizin mucidinin kim olduğunu. Sen sevdanın başucunda ben ayak ucundayım, hep buluşuyoruz bir uçurumun kenarında. Ve her seferinde kurtaramadığımız güvercinlerin çığlıklarını dinliyoruz.

Hep bir kaçış içindeyiz, sanki hep önümüze mutluluk tohumları ekiliyor. Ve ileriye doğru gidiyoruz. Gittikçe yolumuz uzuyor. Geriye bakıyoruz, arkamızda bıraktıklarımıza…

Ağlıyoruz ama anlayamıyoruz mutluluk nerede. “Orada” deyip ilerliyoruz ve her yolun başına arkada bıraktıklarımız dikiliyor. Geriye baktıkça çoğalıyorlar ama ilerleyemiyoruz, hep kan damıtıyoruz yüreğimizden ama yine de doymuyor bu yürek kanamaya. O güvercinin çırpınışları bizi hiç rahat bırakmıyor. Biz ağladıkça güvercinler intikam yaşıyla doluyor. Anlamıyorum inan.

Hep beklediklerimiz aynı kişinin farklı suretleriydi. Her seferinde bulduk sandık ama gittikçe uzaklaştığını fark edemedik onların. Hayallerimiz hep bir Kaf Dağı’nın ardına sığınmıştı. Belki imkânsızdı umutlarımızı bulmak, umutlarımızı yeşertmek ama her şeye rağmen biz aradık. Aradıkça biz de azalıyorduk ama bunu fark edemedik.

Ellerimiz her seferinde bir başka elde ölüyorlardı ve her seferinde ellerimizin cesetlerini avuçlarımızda bırakıp gittik. Ellerimiz gittikçe grileşiyordu. Artık gri güvercinler geliyordu avuçlarımıza.hand-300x201 Aşkın Ağlayan Yüzü

Neydi ellerimizi her seferinde intihara sürükleyen? Aradığımız neydi? Hep bir çift gözde yaşamak istedik, baktıkça uçmalıydık göklerde, tıpkı o gri güvercinler gibi. Ama güvercinler uçtu ve biz her seferinde düştük en yükseklerden. Hep umutlarla gittik ama umutlarımızı boğarak geri geldik.

Aynıydı bakışlarımız, ikimiz de esmer bakıyorduk dünyaya, ikimizin de bakışları uçurum uçurumdu ve baktıkça ayağımız kayıyordu bir cehenneme. Ama biz inadına esmer bakıyorduk. Bilmiyorum bir gün kurtarabilir miyiz ellerimizi intiharlardan. Bilmiyorum bir gün gözyaşlarımızı gözümüzün en derin yerine gömebilir miyiz, bilmiyorum bir gün uçurabilir miyiz kalbimizi kanatan o güvercinleri.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: