Bataklık

unnamed Bataklık

Bataklık

Bakıldığında haddini aşamayacak kadar masum yürüyen bir kişi, Mida.
Tek arzusu  sevdiklerine tadabilecekleri bir umut aşılamaktı.
Az önce kuruyan bataklığa doğru ilerlemişti bile.Karşısında silahını uzatmış ve yere yığılmış  ölümü izleyen haşerelere karşı ürkek bakan biri de vardı.
Her adımını attığında artan karartıyla beraber ıslak kalmış yerlere basıp gidişi zorlanıyordu.
Jodi’yi gördü bir anda .
Meraklı olduğu oturmasından belliydi.Kıyıda koşan diğer insanların aksine bundan zevk alır gibiydi.Mida , ilerledi.Bazen  ayaklarını hızlı hareket ettirmek istese de,tam kaldırırken ayakkabısı çamura takılı kalıyordu.Tek ayakkabıyla sekerek geri dönüp alıyordu.Kızgınlığı da artıyordu haliyle.Biraz daha yürüdükten sonra kuru zemine gelebilmişti . Şimdi daha rahattı öncekine nazaran. Bir parıldama belirdi. Mida arkasını döndü ,baktı.Yanından  sert  metal yada ona benzer bir şey geçti. Önünde gördü,bir silahtı. Kaçanlardan biri oluşan telaşla düştüğünü fark edememiş.Mida eline aldı sağlamdı ve mermi de içinde vardı.O esnada ona doğru gelen birisini duyar gibi oldu.Tedirginlik başladı,istemsizce silahını kaldırdı. Hafif karartıdan kim olduğunu çıkaramadı.Geri geri adım attı. Mida yı ürküten bu belirsiz kişi daha da yaklaşıyordu.Ani bir hareketle yere düştü. Jodi, karşı kıyıda olanları izliyordu. Mida ,ayağını incitmişti. Acıyla kıvranır halde kendisine bakan bu adam karşısında ne olacaktı.
Ölecek miydi yoksa öldürecek miydi ?

Mida , belli ki tehlikedeydi. Kana bulanmış halde ciğerlerine  tozlu havayı solumaktaydı.Jodi ise arkasında oturmuş  kalkamadığı  ya da   kalkmak istemediği yerde çıplak ayaklarını oturduğu iskeleden sarkıtmış vaziyetteydi.Bunca yaşanan kötülük varken neden sessizce izliyordu Mida’yı ?
Acaba gözleri mi kördü?

Sessizce gölgede bekleyip  , birazdan göreceği yüzüne doğru gelecek silahın namlusu, gözleri göremese de hışımla esen rüzgar varlığını hissettirmişti. Acıyla dolacaktı herşey.Beyaz renkleri özletiyor ,açılamayan göz kapakları perdelenmiş vaziyette karartıyla mücadele içinde olacaktı.

Hızlı bir karanlık perdesi iniyordu gözünde ve bağırışlar başladı . Silah sesi yankılandı en sonunda .

Her taraftan koşuşturmalar devam ediyordu. Derinin içinden çıkan damlacıklar ve dudakta artan kuraklık , nefes almayı zorlaştırıyordu. Mida ellerini hissedemez hale geldi. Öyle ki heyecanla tuttuğu silahı düşüvermişti bile. Kafasından yüzüne doğru akan kırmızı sıvı , tattığı acının aksine bir hava katmıştı ona. Yardım edecek birini bulmak istese de aklına sadece bir kişi geliyordu. Jodi..
Yırtık pantolonun arasından ayaklarına yapışan balçık akan kanı durdurur gibi yaptıysa da , belli bir süre geçtikten sonra kuru bir acı bırakıyordu boğazında.Bağırmak ….
Ve rahatlamak şimdilik tek amacı buydu…

 

Menzeher Karadoğan

Ağustos’un kavurucu sıcağında F. Kafka.’nın ölümünün 67. yılında Muş ilinde dünyaya geldi. İlk okul ve lise öğrenimini memleketinde tamamladıktan sonra İstanbul Marmara Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği okudu .Şu anda kurumsal firma yazılım danışmanlık ve eğitimi üzerine çalışmalar yapmakta . Metropol’ün yoğun ve yorucu hayatından uzaklaşmak ve anlamlandırmak için yazmayı seçti . Hala pişman değil ..

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: