Değişen Suretin Acısı

Suret-1 Değişen Suretin Acısı

Bazen boğazın düğümlenir. Konuşmasan, sussan; içinde kelimeler can çekişir, içinde kelimeler haykırır. Konuşsan; kelimelerin boncuk boncuk gözyaşına dönüşür.

Ne yapacağını bilemezsin. Bir insan vardır kalbin misali, hep orada durur. Hep hayalindedir. Ve bir gün onu rüyanda görürsün, olduğundan çok farklı bir şekilde… değişmiştir o insanın sureti… değişmiştir güzel gülüşü… değişmiştir yanaklarının şekli. Elmacık kemiklerinin yeri. Değişmiştir saçları. Saçları, saçalarına hasret olmuştur. Hüzünlenmiştir kıvırcık saçları. Tek aynı kalan, tek değişmeyen gözleridir ve sana bakışlarıdır…

Ağlayarak uyanırsın rüyandan, ellerin güçsüzleşir, gidemez telefona… ellerinin çaresizliğinden telefonun hıçkırır..

Sonra gün olur, karşına çıkar “o yüreğin” bir köşede. Sen onu tanıyamazsın ,o seni tanır ama cesareti yoktur konuşmaya. Cesaretini toplar selam verir sana ve sen tanımazsın yüreğini. En çok da acıtan bu olur ikinizi de…

Rüya gerçek olur. Bir tek gözleriniz tanır birbirinizi. İki gözden akan gözyaşının tek damla olarak yere düştüğü an işte bu andır. Hıçkırıklar birbirine karışır. Sağır olur kalpler duymaz birbirini…

Ağlarsın… ağlarsın…

Yüreğin acır… acı damlar her yerinden. Değişen yüze bakmaya cesareti yoktur gözlerinin…Çünkü; suçludur gözler, aynı kalan yüreğe bakmadığı için, o yüreği görmediği tanımadığı için. O an inanamazsın gördüklerine. Maske sanırsın ve sabırla beklersin maskenin düşmesini. Gözlerin ağlamaktan küçülür ama maske düşmez. Tutup kaldırmak istersin maskeyi, ellerin yüzüne varır. Oysa ellerin bir hançer, bir ustura gibi yüzmektedir onu… her dokunuşunda o biraz daha acı çeker biraz daha ölür.

Ne ellerin alışabilmiştir onun yüzüne, ne de o yüz bu acıya katlanabilmiştir. İşte gülün kırmızıya boyanıp, serçenin öldüğü an bu an olsa gerek…

 

(cilt kanseri olan dostuma… )

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: