Denemeler 5-6-7-8

writing-a-script-1-8-2020-7356-3F04 Denemeler 5-6-7-8

Denemeler 2

5
İnatlaşma , düşüncede yavaşlamaya yol açtığı gibi kimi zaman da elinde olmadan öfkenin şiddetini arttırmaya yol açar. Bu durumu sadece soyut olarak düşünmekle kalmayıp, bir diğer noktası olan insan ilişkileri için de tanımlamak mümkündür. Sürekli konuşarak karşıdaki dinleyeni susturmak ya da dinlemeye zorlamak , aralarında yaşanmış samimiyetin hacmini düşürmeye sebep olur , telafi etmesi geri gelmez bir noktaya varır. Bunun için egoları bir kenara bırakıp, bireyin kimseden üstün olmadığını farz ederek yaşamalı , tavırlar buna göre sergilenmelidir.Başlangıç olarak  karşılıksız sevmek , kendinden  bir parça koparması ,fedakârlık yapması örnek verilebilir, bunlar kişinin  zihninde sağladığı  sorumluluk bilincini  aşılamak için de etkili bir yöntemdir.Maddeye verilen önemin , insana verilen değerden fazla olduğu günümüzde ,hayatın hızlı ve görkemli  hemde geçici akışına kapılmamak için herşeyi reddetmek gerekmez.Bunun uygulanması hali,  aşırılık demektir ki herşeye sesiz kalmakla eşdeğerdir. Herşey bir dengedir , herşey bir kuraldır aynı zamanda.

6
Masayı sertçe titretti, yirmi iki dakikadır yemeği beklemenin hıncını böyle çıkarıyordu. Arada bir masanın üstündeki bardakların sallanırken çıkardığı sesler diğer insanların dikkatini çekmişti. Koca salonda tek başına bütün müşterilerle ilgilenen yaşlı garson az önceki tehditkâr sesleri işitse de acizliğini boynunu bükerek gösterebilmişti. Ve ardından ,
“Hemen geliyor siparişiniz efendim “, dedi. Öfkeli müşteri , açlığını biraz daha geç yatıştıracağını anlamış olacak ki elini masadan çekerek ayağa fırladı,
” Bu nasıl bir hizmet anlayışı, derhal buranın sahibiyle görüşmek istiyorum. ” ,dedi.
Bunlar yaşanırken kafeteryanın önünde camdan bakan küçük çocuk içeriye açılan kapıya doğru yürüdü.Yırtık ayakkabısıyla içeride neler yaşanacağı bir bakıma belliydi.

7
Çiseleyen yağmur bir anda şiddetini arttırdı ve ardından etrafta koşuşturmalar başladı. Jodi durağa doğru ilerlediğinde az önce kendisine hediye edilen beyaz renkli şemsiyeyi açtı, diğerlerin aksine daha yavaş yürüyordu. Islak kaldırımda yürürken mesafenin kısa olduğunu unutmuştu, az önce açtığı şemsiyeyi kapattı,ıslanmayacak şekilde durağın köşesine geçti. Hemen solunda oturan yaşı bir hayli ilerlemiş olan kadına baktı, göz göze gelmemek için kaçamak bakışlarla gözlemliyordu onu. Arada bir kendisinin de izlendiği hissiyatına kapıldı, duruşunu bozmadan caddeye bakmaya devam etti. Öte yandan yaşlı kadının bakması gereğinden fazla sürüyordu,her kafasını çevirişinde oturduğu yerden hafifçe dikilip dikkat çekmeye çalışıyordu. Jodi, durumu fark etse de bundan yaklaşık bir saat önce evden kaçışının gerginliği yüzünden pek umursamadı. Yağmur yağmaya devam ediyordu, yere düşen her damla kulakta bir çınlama oluşturmuştu ,sıkışmış trafik oluşan arabaların korna seslerini biraz da olsa dindirmişti. Otobüs gelmiyordu bir türlü. Yaşlı kadın ayağa kalktı, ayağının yanında onun için yük olarak ağır sayılan iki adet çuvala doğruldu ,elleriyle sımsıkı tutup ayağa kalktı. Sağ tarafa yönelerek yürüdü, yağmuru hiçe sayarak duraktan ayrıldı. Jodi ‘nin önünden geçtiğinde kadın tekrar baktı, yüzü öylesine kırışmış bir haldeydi ki duyguları ve ne hissettiği hiç belli  olmuyordu. Jodi de bir şaşkınlık ve elinde tuttuğu beyaz şemsiye ile ne yapılması gerektiğini biliyordu. Bir güç arkasından git ve ona yardım et dese de yerinden kıpırdayamadı. Kadın gittikçe uzaklaştı, her adımda Jodi nin içindeki huzursuzluk artıyordu. Kadın gözden kaybolduğunda yağmur durdu ama Jodi nin gözleri yağmur olmuştu . Acizlik ne tuhaf bir kelime….
8
Yüzüne aldığı sertçe darbelere rağmen çaresizce yalvarma sesleri, koca salonda hiddetli bakışların kalbini yumuşatamamıştı. Yediği her yumruk sonrası içinde artan pişmanlığı yerini her ne kadar acıya bıraksa da  uyuşmuş yüzüne gelen bir ihtiyaçmış gibi sürekli ellerini kaldırıyordu. Bağrışmaların arasından bu yapılanlara karşı ses çıkaran yalnızca biri ileri atılmıştı  ve tek yapabildiği ağlamaklı ses tonuyla onlara  “Durun lütfen !” cümlesini söylemesinden  ibaretti. Bazılarında ise ani gelişen bu  olaydan ötürü bir şaşkınlık , fakat çoğunlukta çirkin kahkaha ifadeleri  hakimdi. Kan , yavaş yavaş vücuttan akarak yerde bir nehri andırır vaziyette kendine yol açmış ve  hiç kurumayacakmış gibi şiddetli şekilde güneşe aldırmadan ilerisinde birikecek gölet için hazırlık yapıyordu. Yumruklar ritmini bozmadan hep aynı yere gelmesi için dikkatlice ve hızlı savruluyordu, bazen ıskalanıp başının yanından  hızla esen bir rüzgar  halinde kulakta  çınlama oluşturuyordu. İşkencenin amacı fiziken değil zihnin yansımasını ele geçirmekti. Uykudan uyanması için gerekliydi çünkü..

Menzeher Karadoğan

Ağustos'un kavurucu sıcağında F. Kafka.'nın ölümünün 67. yılında Muş ilinde dünyaya geldi. İlk okul ve lise öğrenimini memleketinde tamamladıktan sonra İstanbul Marmara Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği okudu .Şu anda kurumsal firma yazılım danışmanlık ve eğitimi üzerine çalışmalar yapmakta . Metropol'ün yoğun ve yorucu hayatından uzaklaşmak ve anlamlandırmak için yazmayı seçti . Hala pişman değil ..

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: