Dik Kayalıklar

erzincan-karanlik-kanyon Dik Kayalıklar

Dik Kayalıklar

İçimi yakan öksüz insanların ağır yükü omuzuma binmiş kaderimi çiziyor. Suskun ve akılsızca boynumu kemiriyor.Yaptığı her hamlede titremem artıyor. Mida koşarak geliyordu. Yaklaşmak üzereydi hedefine.Git gide yere batıyordum. Yumuşak zeminin bana yapmak istediği bu gidişat belliydi fakat Sima nın , Mida gibi yapması gerekirken hoyratça kulak asması, tıpkı Jodi ye yapılanlar gibi keskindi.
Jodi yi de özlemiştim. Günlerce aynaya bakarak onun gibi olduğum zamanlarda şimdiye nazaran değişen şeylerin ne olduğunu merak ediyordum. İlk defa kendimi yazdım.
Düşündüm.
Yüz ekşitenler , nefret söylemleri, kıskançlık ,şehvet daha da artıyor;hakikat unutuluyor.Gerçekte insanın bir başına kendisini oynaması zor.Tıpkı dün olanlar gibi. Yolculuk hızlı geçmişti.
Jodi büyük umutlarla gittiği diyardan geri dönmüştü. Orda yaşanan kötü gidişattan bir nebzede olsa değişime payı olduğu için minnet duymuştu kendisinden.Dönüş sırasında yaşadıkları insanın kalbinde acıma duygusuna artıran bir olgu değildi.Fakat farklıydı.
Bir anda renkler koyulaşmaya başladı. Karartı her geçen saniye gücünü gösteriyordu. Jodi direnmeye ve korkusuna yenilmemeye çalışıyordu.Bu düşmana yenilmemek için bir şeyler yakmalıydı. Adımlarını kısalttı. Sebebi ise her an düşebilir endişesiydi. Bağırmaya başladı. Birisinin onun duymasını istiyordu. Yeni ayrıldığı eski diyarını özlemeye başladı. Orda her yeri görebiliyordu. İnsanları da öyle.Gözleri yaşarmaya başladı. Bunun sayesinde birazda olsa parıltı arttı.Derken karşısında yürüyen varlıklar gördü az da olsa. Bundan emindi . İnsan….
Neden onca bağırmalara rağmen duymamışlardı kendisini?
İçinde artan sevincin ateşi sönmeye başlamıştı.Kırmızı bir parlaklık belirdi.Sekiz sayısına benzer bir şekil beliriyordu.
Sanki bir ağustos böceği, ona bir mesaj iletmek istiyormuş gibi.Kulaklarına , insanın içini kemiren sinir bozucu bir ses geliyordu. Sağır olmaya başlıyordu. Bu korkusunun daha da artmasına yol açtı.
Bir güç onu yok etmeye çalışıyordu. Bunu en sonunda farketti.Aklında biriken soruları bir kenara bırakıp, neden ve nasıl demeye odaklandı.Cevabı ise hareket etme yetisini kaybettiğinde farketti.
Unutulmak isteniyordu.
Hem de benim tarafımdan.
Ve bir anda yok oldu…..
Çamura batışım da onun gidişiyle alakalı herhalde.

Menzeher Karadoğan

Ağustos'un kavurucu sıcağında F. Kafka.'nın ölümünün 67. yılında Muş ilinde dünyaya geldi. İlk okul ve lise öğrenimini memleketinde tamamladıktan sonra İstanbul Marmara Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği okudu .Şu anda kurumsal firma yazılım danışmanlık ve eğitimi üzerine çalışmalar yapmakta . Metropol'ün yoğun ve yorucu hayatından uzaklaşmak ve anlamlandırmak için yazmayı seçti . Hala pişman değil ..

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: