Duyusal Gerçeklik ve Bilimkurgu

IMG_20160107_203014 Duyusal Gerçeklik ve Bilimkurgu

Meteor

Çevremizi duyularımızdan beynimize gelen verilerle algılarız. Ama ya duyularımız manipüle ediliyorsa, yani yönlendiriliyor, kandırılıyorsa…

Ne demek istediğimi popüler bir sinema ürünüyle anlatmaya çalışayım; The Matrix filminde Neo adlı karakterin esasında insan tarlalarında bir kapsülde olduğu halde Matrix içinde bir şehirde yaşadığını düşünmesini hatırlayın. Şu anda sanal bir dünyada yaşamadığınızı nereden biliyorsunuz?

matrix-baby-pods Duyusal Gerçeklik ve Bilimkurgu

Matrix

Böylesine bir kuşku insanlığın ilk çağlarından beri vardır. Platon’un mağara benzetmesine göre esasında insanlar bir mağarada zincirlenmişlerdir, yaşamları boyunca gördükleri her şey hayaldir.

platon-cave-posul Duyusal Gerçeklik ve Bilimkurgu

Platon Cave Posul

Abartılı mı geldi? Biraz daha kuşku ekleyelim… Hayatınız boyunca Türkiye dışına çıkmamış biri olduğunuzu düşünün. Size ABD diye bir ülke olduğunu söylüyorlar, televizyondan oradan haberler seyrediyor, oradan gelen makineler kullanıyor, filmleri seyrediyorsunuz… Ama belki de öyle bir ülke yok. Bütün o görüntüler, dokümanlar, filmler sizi kandırmak için hazırlanıyor. Nereden biliyorsunuz?

Belki dünya, çok zeki canlıların kurduğu devasa bir stüdyo içinde, etrafındaki her şey bir projeksiyon.

Beynin kandırılması sandığınızdan kolaydır, illüzyonistler mesleklerini beyni kandırarak yürütür, sinema sanatı da bunu kullanır. Beynin dünyaya açılan kapıları duyularımızdır, onları kandırdıklarında beyin de kandırılır.

Beyni kandırma sadece fiziksel şekilde olmaz; George Orwell’ın 1984’ünde tek bir gazete vardır ve bu gazeteyi geriye doğru sürekli değiştirirler. Mesela kişi başına aylık çikolata tayını 30’dan 25 grama düşürülür ama devlet der ki; “20’den 25 grama çıkardık.” ve herkes buna inanır.

Diyelim ki çılgın bir adam var, bir bebeği doğumundan itibaren bir odada büyüttü. Çocuk hiç gökyüzünü görmedi, hiç odanın dışında bir yer görmedi. Bu çocuğun etrafını, evreni nasıl algılayacağını hayal edebiliyor musunuz? The Truman Show’da bu dediğim bir kasabaydı. Truman bir stüdyo içine kurulan kasabada doğduğundan beri yaşayan ve kendi haberi olmadan bütün dünyanın seyrettiği bir şovun kahramanıydı.

seahaven-truman-show Duyusal Gerçeklik ve Bilimkurgu

Seahaven

Biraz uzun bir giriş oldu, yıldızlar arası seyahate gelelim…

Ascension adlı bir bilimkurgu dizisinde bir uzay gemisiyle başka bir güneş sistemine yolculuk yapan insanlar anlatılıyor. Yolcuların çoğu gemide doğmuş, dünyayı görmemiş insanlar. Doğal olarak gemide bazı sorunlar çıkıyor ve mürettebat bunlarla uğraşıyor. Ama korkunç gerçek başka. Gemi koca bir hangarda, hareket bile etmiyor, uzay görüntüleri projeksiyon… Yıldızlar arası bir seyahatte ortaya çıkabilecek sorunlar üzerine bilim insanları tarafından inceleniyorlar!

ascen Duyusal Gerçeklik ve Bilimkurgu

Ascen

Bu diziyi yazanlar Frank Herbert’in Destination: Void (Görevimiz : Uzay Boşluğu) adlı eserinden mi etkilendi bilmem ama benzer bir konusu vardır… Başka bir güneş sistemine yola çıkan uzay gemisinde çeşitli sorunlar çıkar (mekanik aksilikler, isyanlar, sabotajlar) ve güneş sisteminden çıkamadan yolcular ölür. Bu yolculuklar defalarca aynı yolcu grubuyla tekrarlanır, her seferinde başka türlü sorunlar ile başarısız olurlar.

Korkunç gerçek nedir? Yolculuklar büyük bir laboratuvar ortamındadır, ölenler klondur. Amaç gerçekten yapılacak bir yıldızlar arası seyahatin provasını yapmak, çıkabilecek sorunları simule etmektir.

destination_void Duyusal Gerçeklik ve Bilimkurgu

Frank Herbert

Sadece simülasyonlarını değil, yıldızlar arası seyahat romanı yazan başka bilimkurgu yazarları da vardır. Efsane yazar Robert A. Heinlein’in Orphans Of The Sky (Uzayda Kaybolanlar) romanında iki nesil sürecek bir uzay yolculuğuna çıkanların başına gelenler anlatılır. Çıkan bir isyan nedeniyle medeniyet sıfırlanır. Yolculukta doğanlar devasa bir uzay gemisinin içinde olduklarını, uzayı bilmemektedirler. Geminin içinde değişik toplumlar, hakimiyet bölgeleri, dinler oluşur.

orphans_of_the_sky Duyusal Gerçeklik ve Bilimkurgu

Robert A. Heinlein

Yine bir başka efsanevi bilimkurgu yazarı Brian Aldiss’in ödüllü Starship (Yıldız Gemisi) adlı romanında da bir uzay gemisi içinde olduklarını bilmeyenlerin yolculuğu anlatılır. Yıldız Gemisi başka bir güneş sistemine gider, oradaki bir gezegenden su rezervlerini doldurur ve Dünya’ya geri dönüş yolculuğuna başlar. Ama o gezegenden aldıkları suyun yapısı bildiğimiz sudan farklıdır. Çoğu ölür, suya uyum sağlayıp kalan nesiller ise daha küçük ve metabolizmaları çok daha hızlı (bu nedenle de yaşam süreleri kısa) yaratıklara dönüşür.

Böyle eserlerin bir yararı var, kendi algıladığımız dünyayı, geçmişimizi sorguluyoruz: İnsan türü bu gezegende mi doğdu acaba? Bu yaşadığımız uygarlıkların ilki mi, yoksa defalarca mahvedip, yeniden başladığımız süreçleri mi yaşıyoruz?

Gerçekten de üç boyutlu bir uzay içinde, uzay boşluğunda yol alan bir dünya üzerinde miyiz?

Yeri gelmişken aklınıza kuşku tohumları ekeyim: Bazı bilim insanları esasında evrenin sandığımız gibi üç (hatta çok daha fazla boyutlu) değil iki boyutlu olduğunu söylüyor. Başka bir teori de evrenin simülasyon olduğu. Kötü haber şu ki teorilerini destekleyen veriler var. Eğer bu teorileri merak ederseniz Morgan Freeman’ın sunduğu Through Of The Wormhole belgeselini izlemenizi tavsiye ederim. Bu programın bütün bölümlerinizi izlediğinizde sanki üçüncü gözünüz açılmış gibi hissedeceğinizi garanti ederim.

through-the-wormhole-morgan-freeman-science-channel Duyusal Gerçeklik ve Bilimkurgu

Morgan Freeman

Son diyeceğimiz şu olsun: Budist rahip bir gece rüyasında kendisini kelebek olarak görmüş, uyandığında şöyle düşünmüş: “Ben insanım da rüyamda kendimi kelebek olarak gördüm, yoksa rüyasında kendisini insan olarak gören bir kelebek miyim?” Belki de değişik alemlerde eğlenen, vakit geçiren veya eğitim gören ruhlarız. Veya gerçek varlığımız Platon’un mağarasında rüya görüyor, Matrix’in kapsüllerinde sanal alemde veya kim bilir hangi şartlarda evrenden evrene bedenler içine ışınlanıp maceralar yaşıyor.

Orkun Uçar

Metal Fırtına serisinin yazarı, hayal gücü komutanı…

1 Haziran 1969 Gölcük Kocaeli doğumlu olan Orkun Uçar, deniz astsubayı olan babasının görevi gereği bulunduğu Bartın’da büyüdü. Üç yaşından itibaren çocukluğu, ilk, orta ve lise öğrenimi, üniversite sınavını kazanarak İstanbul’a göç edene dek bu şirin ve güzel kentte geçti. İstanbul Basın Yayın Yüksek Okulu’nu okurken çeşitli gazete, dergi ve televizyonlarda çalıştı.

Yazarlığa üniversite birinci sınıfta aldığı bir daktilo ile başladı. Gırgır Dergisi, Yeni Günaydın ve Yeni Yüzyıl gazetesi Cafe Pazar ekindeki çizgiroman senaryo çalışmaları ile dönem dönem yazarlık kariyerini geliştirdi. 1999 yılında Nostromo Bilimkurgu Kısa Öykü Yarışması’na katılarak dört yıl ara verdiği yazarlığa döndü. Bu yarışmada aldığı birincilik profesyonel yazarlık için cesaret verdi.

İnternet üzerinde kurduğu Xasiork Ölümsüz Öykü Kulübü ile editör ve yazar olarak edebiyat dünyasına katkıda bulundu. Ortağı olduğu Xasiork Ölümsüz Öyküler Yayımevi 2002 yılında kuruldu, 2004 Haziran ayında kapandı.

Orkun Uçar’ın 2004 yılı Aralık ayında çıkan “Metal Fırtına” adlı politik kurgu romanı gündeme damgasını vurdu. 15 Nisan 2005 yılında Altın Kitaplar yayınevinden “Asi / Habis Üçlemesi I” adlı epik fantezi kitabı çıktı (Derzulya serisinin ilk kitabı).

Orkun Uçar imzalı “Metal Fırtına 2 – Kayıp Naaş” 2005 Eylül ayında yayımlandı ve bir ay içinde ikinci 100.000’lik baskısını yaptı. Yazarın hayat öyküsü, röportajları ve çeşitli konulardaki yazılarının yer aldığı “Metal Fırtına’yı Kim Yazdı ve Hayal Gücünün Komutanları” isimli kitabı da Eylül 2005’de kitap raflarında yerini aldı.

2006 Haziran’ında Hakan Yılmaz Çebi ile “Kara Divan” adlı bir sohbet kitabına imza atan yazar, 11 Eylül 2006’da yayımlanan “Metal Fırtına 3 – Kızıl Kurt”ta Gökhan Birdağ macerasına devam etti.

2007 yılı Şubat ayında ise okuyucu karşısına “Zifir” adlı değişik bir kitapla çıktı. Burak Turan’la birlikte imza attıkları bu kitap aksiyon, politik kurgu ile gizemci kurguyu birleştiriyordu.

Orkun Uçar şu anda Derzulya serisinde yer alan “Asi”nin devam kitabı, Habis Üçlemesi II “Sarı İstila” üzerinde çalışıyor.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: