İkra

iFt38eZI İkra

Mekke’de 610 yılında ilk emir geldi iki cihan güneşine, Rûh-ul-Emîn “İkra” dedi… Ondan sonra ayet ayet yağmaya başladı rahmet. Emirler ondan bundan değil, Allah’tandı. 610 yılıydı o zaman, şimdi ise ahir zaman ve herkesin evinde emirlerle dolu Kur’an var. Bizler de muhatabı olduk İkra ayetinin… Peki ya bizler “Oku”duk mu! Tozlandı mı Kur’an’larımızın üstü, kıymet verdik mi Furkan’a değer verdiğimiz kadar imzalı romanlara?! Kısmet olsun, vesile olsun bekleye bekleye Kur’an’ımız süs eşyasına döndü, baş köşelerde. Artık bizler Hira’mızdan Cibril’e inzâl ettiği ayetleri okuyacağımıza söz verelim. Nefsimize söz geçirebilelim ve Allah ile muhatab olmanın ayrıcalığını fark edelim.

Ve şimdi, Kur’an-ı Kerim taptaze bir güzellikle beklemektedir bizleri… İlk önce Fatiha sûresi karşılamaktadır ve feth etmektedir yüreklerimizi. Bir müminin, besmelesiz adım atmaması gerektiğinin farkına varırız baştan beri. Âlemlerin Rabbine Hamd ile başlarız Kur’an sofrasına. Devam ederken sûre, İyyâke na’budu ve iyyâke nestaîn (FÂTİHA-5) ayetleri ile kulluğumuzu hatırlatır bizlere Rabbimiz. Ardından gelir Bakara Sûresi, içinde barındırdığı Ayet-el Kürsi ile ayet ayet nakş olur gönüllerimize. Sûreler inci misali dizilmişler, peşpeşe gelir ayetler. Hani o başımızın üstüne koyduğumuz mübarek Allah lafzı. Nur sûresi çıkar karşımıza, ne kadar tesettürlü, o kadar muhafazalı oluşumuzu fark ederiz ayetlerden. Devam ederken Kur’an’la nefes almaya, kalbimiz bir başka atar Yasin karşımıza çıkınca. Kalbi Allah Allah atan bir Kur’an, kalbi Yasin olan bir Furkan. “Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân”  Rahman Sûresi bir başka alır götürür ruhlarımızı mahşer meydanına, kulaklarda hep o ayet “O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?” Sûreler yudum yudum akıp gitmekteyken can damarlarımızda, Müzzemmil ve Müddessir sûrelerinde ki ayetler, Hazreti Hatice’nin tesellisini hatırlatır bizlere. Hani Peygamber efendimiz titreyerek örtünmesiyle, ruhunu okşayan bir eş gelir hayal karelerimize. Daha sonra yanlızlığımız, üzgünlüğümüz, acizliğimize cevaben bir ayet gelir “Mâ veddeake rabbuke ve mâ kalâ” (DUH–3) “Rabbin seni terk etmedi ve darılmadı.” Mübarek sûrenin hemen ardından, ferah ferah bir sûre yer alır ve der ki Allah, “Fe inne maal usri yusra.” “Şüphesiz, güçlükle beraber bir kolaylık vardır.” (İNŞİRÂH-5). Ramazan’ın gizemli gecelerinden, Kadri büyük demlerinden olan bu gecede, müjde verir Allah, “İnnâ enzelnâhu fî leyletil kadr.” (KADR–1) “Şüphesiz, biz O’nu (Kur’an’ı) Kadir gecesinde indirdik.” Gaflet uykusundan uyanmamıza az kala, açar ayetler sadrımızı. Benliğimizi sarsan bir  sûre çıkar karşımıza. “Vel Asr.” Sonra insanın hüsranda olduğu bizleri korkutur ve ardından ayetler tamamlanır “Ancak, iman edip de salih ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler, birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka (Onlar ziyande değillerdir).” diye buyurur Allah. Kur’an ile canlanmaya başlamışken bedenlerimiz, namazlarımızı ciddiye almamız konusunda müthiş bir sûre gelir, “MÂÛN” sûresi. Elleri kuruyan Ebu Leheb’ten de bahseden bu sûre’den sonra, Allah’ın birliğini ispat eden sûre “İHLAS” gelir. “De ki: O Allah, Bir’dir (Tek’tir)…” Muavvizeteyn sûreleri gelir peşi sıra ve Nas ile hatm eder insan Kur’an-ı Kerim’i. Birbirinden yüce ayetleri barındıran sûreler, insanoğluna mucize hediye olarak takdim edilmiştir. Fatiha sûresinde Hamd ile başlayan mübarek kitap, insanlar diye kapanışı yapar.

Nagihan Daut

Mart ayının ortalarına doğru doğan bir kız çocuğudur Nagihan... Allah’ın eşsiz kulu, bunu parmak izlerine bakınca der; ‘Allah’ın birtanesiyim ben’ diye... Osmanlı şehri Üsküp’te dünyaya gelen, bir Osmanlı kızıdır Nagihan Daut... İmam Hatip’li ve yüksek lisans mezunu Coğrafyacı’dır Nagihan... Hayatındaki kıymetlileri Ailesi ve Duaları... Dua etmeyi ve Dua almayı çok sever Nagihan... Mutluluğu bir pamuk şekerde bulan, Tasavvuf sevdalısıdır Nagihan... Kahve keyfi ise onun için apayrıdır... Bir de gönül kaleminden, beyaz kâğıtlara damlalar damlatmayı çok sever Nagihan... Yazar yazar yazar... Bazen gökyüzünde ki bir buluttan esinlenir yazar, bazen de bir kelebeğin uçuşuna hayran kalır ve yazar... Asr-ı Saadet’i hatırladıkça, hayranlıkla iç çekerek Âh eder... Namaz ömrünün huzurudur... Salâvat dilinin lezzeti... Şükür edilecek ne çok nimet var, ‘Elhamdüliilah Rabbim‘ kelamı iç huzurudur onun Yazacak ve okuyacak çok şey var, yeter ki İmanla çarpan yüreğinizle barışık olun, sonrası Allah Kerim... Evlâd-ı Fatihan diyarından Selam ve Dua ile…

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: