Koşuşturmaca

ruyada-karanlik-yolda-yurumek Koşuşturmaca

Karanlık

Hırpani bir edayla tırpanı savuruyor. Arkasından onu doğru gelen  camekana bakıyordu .Yansıması olduğunu sonradan fark etti. Umursamaz ama bir o kadar da yorgundu.Kendisinden uzakta mutlu olmasını dileyen insanlar vardı.Bu ağır yükün farkında olacak ki elindeki tırpanı daha güçlü savuruyordu.Bitkiler direniyordu.Hızlıca gövdeden ayrılmıştı. Bunlar olurken etrafta aynı görevi yapan düzinelerce insanlar var.
Hepsinin tek amacı karanlık.
Yani güneşin batması, bu sayede kavurucu sıcağın penceresinden kurtulup nefes alabilirlerdi. Ne içindi yaşamak.
Kendine zarar vermenin ardında yatan sebep neydi ?
En azında o diğerlerine göre bunun bilincinde idi.Mida içindi herşey.
Akşam olduğunda yanına varınca , onun yüzendeki masum umut ; çekilen onca sıkıntıya değerdi.İsmi bile garip bu çocuk, eylemleri safına çekecek bir etkiye sahipti.
Mida’nın annesi çalışmaya devam ederken kendisi ise yaşıtlarıyla oyun oynuyordu. Çöpte buldukları yırtık ve eskimiş bir futbol topuyla oynamaya çalışıyorlardı.Köyde fazlaca çocuk olduğundan iki takım bile çıkmıştı. Mida her zaman oynadığı arkadaşlarıyla takımı önceden kurmuştu. İsimleri sırasıyla Jodi, Sima , Rama ve Sekiz .Bu arada şair ruhlu da vardı. Daha onun gerçek ismini öğrenemese bile.
Bu ilginç isimler çetesi, güzel oynamaktan epey uzaklardı. Aralarında en iyi oynayan Rama’ydı. Onun bile gol attığı nadir olurdu.Yenilirken bile zevk almayı biliyorlardı. Pek bilinmese de insanları birleştiren asıl şey ortak acılardı. İlginç isimlerine rağmen.Yoksulluk ve ölüm…
Sonraki nesli bunlara daha hassas yaptırıyor. Hem de korkutuyor.
Bu küçük futbol takımını bu kadar uyumlu yapan ise bunun gibi basit sebeplerdi.
Maç başladı. Fiziken güçsüz olmalarına rağmen koşuyorlardı.Öte yandan iyi bir maç yapıyor havasından bile uzaktılar.
Attıkları her adıma karşılık topun hep karşı tarafta olması, daha çok kovalamaca oyunu izlenimi veriyordu.Nefes darlığı başlayacaktı birazdan.
Titiz bir oymacılığın  eseri olduğu belli , yerdeki sivri taşlar ,engel oluşturuyordu aynı zamanda.
Sol tarafta dik bir yokuş vardı. Bazen yukardan kayalıklar düşüyor olsa da , onlar bu tehlikeye aldırmadan hep oynuyorlardı. Tek sebebi vardı , oda mutluluk.
Aradan uzun süre geçmesine rağmen herhangi bir gol olmamıştı her iki tarafta da.
Bir anda Jodi etraftan garip seslerin hisseder oldu .Koşuşunu bir anda bıraktı, durdu daha iyi dinlemek için.

Sol tarafına baktı istemsizce.Yerde hafif bir titreme olmaya başladı. Ve kayalıklar aniden düşmeye başladı. Mida yokuşa en yakın olan kişiydi. Düşecek kayalardan en çok o etkilenecekti. Jodi’nin planı ona doğru ilerleyerek kolundan çekip uzaklaştırmaktı.Koşamayacak halde olmasına rağmen var gücüyle ilerliyordu. Sima  da aynı şeyi düşünmüş olacak ki Jodi nin hemen sağ tarafından geliyordu.Mida , olacakları bir anda farkedip arkasını döndü. Avuçlarını başına koymuştu. Belli ki donup kalmıştı. Kayalar her an kayıp yere düşmeye hazır vaziyette ilerliyordu. Mida nın vücudu kayalara göre nispeten küçük, ağırlığından ziyade yüksek hızla gelmesinden kaynaklı alacağı darbe ya da darbeler onu ölüme bırakacaktı.Gözleri kapalı her ne kadar kimseyi  göremese de , kendisine gelenleri hissediyordu .Yoğun bir sarsıntı vardı. Bağrışmalar etrafta ki tedirginliğin dozunu artırmıştı. Herkes kurtulabilmişti. Fakat riskte olan bir tek Mida ydı.
Jodi ve Sima ,yetişmeye çalışsalar da farkındaydılar olacaklardan. Gözyaşları gelecekti birazdan. Mida bağırmaya başladı.
Ve bir anda karanlık. Yetişemediler.
Ardından sessizlik.
Mida durumu anlamaya çalışıyordu. Acı çekmemişti. Her heryer karanlıktı. Gözleri yetersiz kalmıştı durumu anlamaya.”Bana ne oldu ?” diye düşünmeye başladı.Hareket etmeye çalıştı. Ama nafile.Hiçbir şey olmuyordu. Birden boğulma hissini tattı. Işık belirmeye başladı.Beyninde  her şey daha anlaşılır olmaya başladı.

Kavurucu güneşin altında bayılmıştı. Top oynarken artan sıcağa aldırmadan koşmuştu. Az önce gördükleri hepsi rüyaydı. Soluna baktı. O korkutucu dik yokuş hala yerindeydi. Sessizliğini bozmamıştı . Kayalar belki şimdi düşecekti.Belki de bir işaretti ona.
Etrafında arkadaşları ve ona tedirgin bakan Jodi ve Sima ya gülümsedi.
Şair ruhlu sordu:
-İyi misin? İyi isen oynamaya devam edelim.
Mida :
– Evet . Devam edelim.

Menzeher Karadoğan

Ağustos'un kavurucu sıcağında F. Kafka.'nın ölümünün 67. yılında Muş ilinde dünyaya geldi. İlk okul ve lise öğrenimini memleketinde tamamladıktan sonra İstanbul Marmara Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği okudu .Şu anda kurumsal firma yazılım danışmanlık ve eğitimi üzerine çalışmalar yapmakta . Metropol'ün yoğun ve yorucu hayatından uzaklaşmak ve anlamlandırmak için yazmayı seçti . Hala pişman değil ..

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: