Metropol 1-2

 resize-img Metropol 1-2

Metropol

1.Bölüm

Düşerken çatlamış olan beton duvarları fark edememek; akşama kadar aç olmanın vermiş olduğu şaşkınlıktan mı yoksa kendisine emir yağdıran paragöz patronundan mı kaynaklı belli değildi. Usulca ayağına dolanmış yırtık bez parçaları , derin kesilmiş yarasının kanamasını durdursa da çektiği  onca acıya rağmen çare değildi. Susamıştı. Öyle ki konuşmakta bile zorluk çekiyordu. Sanki bilinmeyen bir yaratık boğazında dolanıyor hissi vermişti. Kuru ve ağır bir varlık sürekli dolanıyor, tam konuşacakken boğazını sıkmaya çalışıyor gibiydi. Bu gibi durumlar nadiren yaşanırdı fakat aksi bir durumda da aynı şeyler hep olurdu. Karakterinin verdiği tavizlerden oluşuyordu hep. Neden burada olduğunun farkında bile değildi. Sancıyan yarasına bakan diğer köleler ise sadece yüzlerini ekşitip hayıflanmaktan ibaret  ve  empati kurduklarını zannedip garip sözler sarf ediyorlardı. Yağan şiddetli yağmuru yok sayarak ıslanan elbisesinin kuru kalmış yerlerini de batırıp hoyratça ayağa kalkmak istediyse de patronu tekrar gözünü dikmişti ona doğru. Hem de öfkeli bir biçimde. Çözüm olarak kaçmayı düşündü bir anda. Adımını atmaya başladı.
Tam o esnada yüksek sesle biri ona doğru seslendi.

2.Bölüm

Yaşlı adam ayağa kalkar gibi oldu.Bir şeyler söylemek istiyordu.Diğerleri onun bu hareketinden çıkmak istediğini anladı. Hafiften alan açmaya başladılar.
Yaşlı adam en sonunda kalkarak :
– Buradan kaçmalısınız , çünkü burada hastalıklı biri var ,diye bağırdı.
Tedirgin bakan gözler, bu kişinin kim olduğunu anlamaya çalışıyorlardı.En yakınındaki  yaşlı  adama yaklaşarak :
-Kim bu hastalıklı olan ?
Yaşlı adam ,hem kapıya doğru sendeleyerek yürüyüp hem de sağ kolunu arkaya doğru işaret etti.O kişi Jodi’ydi.Jodi hemen düşündü . Onda bu izlenimi bırakacak nasıl bir durum söz konusuydu.Ellerini yokladı. Sorun yoktu. Omuzlarından aşağı doğru dokunmaya başladı ,bir sebebi olmalıydı. Bunlar olurken etrafta kaçışanlar sayesinde önünü biraz görür oldu.Bir türlü bulamadı kendisinde . Telaşlanmaya başladı. Acaba ölecek miydi.Yere baktığında ıslak zemine bastığını farketti.
Birikintiye baktı. Kaygan ,yoğun ve siyaha çalan bir renkti. Burada toplanmasını sağlayan kaynağı bulmaya çalışıyordu. Bağrışmalardan birikintinin kaynağını tam kestiremese de, aklıma ilk gelen yere baktı. Ayaklarına…
Tahmininde yanılmamıştı.Sol bacağının arkasında çeşmeyi andırır gibi akan sıvıyı farketti . Kandı bu.
Bunca kaçışın ve telaşın haksız olmadığını anladı. Jodi , bu yolculuğa çıktığında hedefine varmasına az kalmıştı. Tam bitiyor derken oluşan bu aksilik en çok da Jodi’yi bekleyenleri üzecekti . Bu uğurda toplamış olduğu buğday tanelerinden vazgeçmişti. Kendisinin yaşıyor olduğunu ispatlamak istemişti. Son arzusu da onu bekleyenleri göstermekti..
En çok da Zo üzülecekti.Kısacık boyuyla hayata dair umutları bitmemişti henüz. Mida liderlik edecekti onlara.Güveniyordu ona.
Jodi ,gözleri yukarı doğru istemsizce bakmaya başladı . Olacakları tahmin ediyor gibiydi.

Menzeher Karadoğan

Ağustos'un kavurucu sıcağında F. Kafka.'nın ölümünün 67. yılında Muş ilinde dünyaya geldi. İlk okul ve lise öğrenimini memleketinde tamamladıktan sonra İstanbul Marmara Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği okudu .Şu anda kurumsal firma yazılım danışmanlık ve eğitimi üzerine çalışmalar yapmakta . Metropol'ün yoğun ve yorucu hayatından uzaklaşmak ve anlamlandırmak için yazmayı seçti . Hala pişman değil ..

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: