Neden Vazgeçer Saçlarından Kadın!

50fc047e-9b88-448a-b5c4-0e13d0270aee Neden Vazgeçer Saçlarından Kadın!

Neden Vazgeçer Saçlarından Kadın

En önemli aksesuarı saçlarıdır kadının. Sıradan bir uzuv sayılamaz. Bütün yaşanmışlığı önce saçlar yansıtır sonra bakışlarınız gözlere kayar. Ne kadar yorulmuş, ne yaşamış, hangi en sevdiği hevesi kursağında kalmış önce saçlar anlatır. Derler ya “ bu saçları değirmende ağartmadık” hah işte tecrübe bile saçtan ölçülür. Yaşını, tarzını, kişiliğini, işini, okulunu kısacası sana dair ne varsa hepsini temsil eder saç. Yani kadın için öylesine bir vücut parçası değildir. Toplumun en güzel aksesuarı da kadındır. Öylesine görmezden gelinip geçilecek bir obje değildir. Doğurur, besler, bakar, korur ve en önemlisi sever. Tahmin edebileceğinizden daha çok sever. Anasına, atasına, kocasına, evladına önce saçını süpürge eder. Lakin fıtratı gereği ve yahut yaşadığı toplum gereği sesini yükseltemez
kadın. Bağıra bağıra sokak ortasında şarkı söyleyemez mutluluğunu anlatmak için veya ağız dolusu küfür savuramaz can acısına. Cenazedeki siyah elbiseyi, düğündeki uzun kuyruklu kırmızı tuvaleti, en sıradan uçarı blue jeanni saçıyla tamamlar. Sessiz haykırışıdır saçları. Özgüven kalesidir saçlar. En kırılgan ama en güçlü organıdır. Çünkü bir kadını kırmaya önce saçlarından başlarsınız. Restorasyon gereken bir bina gibi dışına
ne kadar harç gerekiyorsa içi de bir o kadar yıkı döküktür. İşte tam da bu nedenle ilk tamir saçlardan başlar can kırıklarında. Hasarın durumuna göre şekil alır saçlar. Renk değişimi ile başlanmışsa korkulacak bir şey yoktur. Bu çok hasar almadığına iyileşeceğine sadece küçük geçici bir değişikliğe ihtiyacı gösterir. Tıpkı sadece bir cila ile izleri silinebilecek küçük bir trafik kazası gibi,kaza gerçeği var ama izleri yoktur silmiştir
kadın işte. Bazen en koyuya, bazen en açığa, bazen de en uçuğa boyar. Dünyaya meydan okumadır “hey siz bakın buraya ben iyiyim ve buradayım” deme şeklidir kadının. Sonra biraz ciddileşir durum. Hafif uçlarından kısaltmalar, kırıkları aldırmalar başlar. Bu canım
yandı ama atlatabilirim demektir. Kesinlen kısımlarla üzüntüsünü de acısını da kesip attığını düşünür. Saçları kırıldığında bile üzülen kadın kalbini kırandan uzaklaşmak ister. Geçeceği konusunda yanılıyor olsa bile bir nebze rahatlatır aslında. Ve en büyük değişim kadının kendi eline aldığı makasla başlar. Kolay değildir kadın için saçlarından vazgeçmek, hele ki ilk makası kendi atıyorsa gelişi güzel… Yaşadıklarının
ağırlığı boyatmayla uçlardan aldırmayla geçmeyecektir. Çünkü bütün anılar önce saçlara siner. Bazen hüzünle bazen mutlulukla yürünen yağmurda ilk saçlar ıslanır, esen rüzgar önce saçlarını savurur kadının, bir adamın dokunduğu ilk yer gözünün önüne düşen perçemidir. İlk aşkın koynunun kokusu ilk saçlara siner. Sımsıkı bir örgüyle hayata
bağlanır.dağınık bir topuzla isyan eder. İlk stresi saçlar çeker,kırılarak, dökülerek. Tam da bu sebeplerden vazgeçer kadın saçlarından. Bir zamanlar saçlarının sabun kokusuna doyamayan,ucunun kırığına canı yanan adam için keser saçlarını. Bütün bunlardan kurtulacağını, onu cezalandıracağını sanır. Her ne kadar acının hiç geçmeyeceğini bilse
de dener işte. O yüzden bir kadının saçlarını kesmesinin canını ne kadar yakacağını bilecek kadar acısını anlayın ama bir kadının saçlarını kesmesine sebep olmayın.
“acılarını kestirip atamadı yüreğinden kadın ve gitti saçlarını kesti.”

Kiraz Ertuğan

1989 Mersin/Anamur doğumluyum. İlköğrenimi Anamur İlköğretim Okulunda, Ortaöğrenimimi Anamur Lisesinde tamamladım. Yükseköğrenimimi Çankırı Karatekin Üniversitesi’nde Orman Mühendisi olarak bitirdim. Okuma yazmayı öğrendiği andan itibaren duygularını karalamaya başlayan ben, babasının cesaretlendirmeleriyle eline kalem almış günümüz acemi muharrirlerinden sadece biriyim. Ankara da devam ettiği hayatında; yaşadıkça yazan değil,yazdıkça yaşama tutanan aranızdan biri..

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

2 Cevaplar

  1. Probis dedi ki:

    “Hani, böyle karanlık bir gecede ıssız bir yokuşu tek başına inerken bir köşeye dönersin de deniz çıkar ya karşına, sonra o denizde bir gemi belirir. Şıkır şıkır ışıklarla geçip gider. Sen sevinirsin, hiç nedensiz ama.. Sonra için kıpırdar ya hani.. Öyle işte.. Seni tanıdığımdan beri bir gemi geçiyor içimden. Hep ama.”

  2. İsmail dedi ki:

    Kadın değilim konuike alakalı biriyim 2 yıldır uzattığım saçlarımı bir hamlede kestim neden mi cehaletin içinde yaşayan brncil insanların egoları tatmin olsun diye onların hepsinin mutluluğuna brnim mutsuzluğum ne hayat ama kampda yaşamıyorum ancak esirim duygularım düşüncelerim bedenim esir zincirde gibi sanki robotlaşmayı istemiyor ancak rmit komuta düzeninin dışına çıkamıyor saçları kesmek bir insan için nedenli bir travma olur bilmiyorlar belki de biliyorlar ancak kendi bencillikleri bunun önüne geçiyor ölü gibiyim ara ara ağlama krizleri geliyor kendimi her zamankinden daha yalnız hissediyorum hiçbiri umurumda değil aslında bu kelimeyle de kendimi kandırıyorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: