Of Deme Af De!

isyan-görmek Of Deme Af De!

Dünyaya geldi geleli, gülmedi yüzü kimilerinin. Hep şikâyet, hep isyan ede ede ziyan etti kısacık ömrünü. Karamsallığı beyninin baş köşesine oturtmuş, bir türlü duymaz olur insanoğlu hoş sâdaları, bülbülün ötüşünü, dalgaların sesini, sevgi ile onun isminin telaffuz edilişini… görmez olur insanoğlu tabiat olaylarını, büyük bir nimet olan anne ve babasının yüzünü, bir bebeğin yeni çıkan süt dişini….

Farkına varmak istemez dünyaya geliş sebebini, kalıcı olmadığını… Şu mavi gezegende misafir olma keyfini çıkartmaz da, sürekli of’lar… Bir tek of ile hayatını altüst edebilen insanoğlu, dilinin ucunda hazine gibi saklı duran tek bir af ile canlanıverecektir, lakin of’lar bırakmaz yakasını…

Aslında bu kendi tercihidir insanın, çünkü affa muhtaç olan nefis, bunu hiç unutmaz. Bu mümkün değildir zaten, of demenin rahatlığını seçmiştir sadece. Oysa af ile pak edecekti yüreğini, fikrini, bakış açısını ve iki cihanını.

Seven sevdiğine hatırlatmalı, of deyince bir can, af demesini, iç çekişinin söyleyeceği af ile rahatlığa kavuşacağını anlatmalı sevdiklerine. Üç günlük dünyanın bir of ile mahvetmesine izin vermemeli bir insan. Çünkü ömür sermayesine bolca af gerek. Tek bir harfin insanın ruhaniyetini değiştirebileceğini unutmamalıyız, bir of ne kadar çok şey götürür ise iç ve dış dünyamızdan, tek bir af ile de dünyaları kazanacağımızı bilmeliyiz. Bilgilenerek, hatırda tutarak ve kâr-zarar ilişkisinin farkına vararak, sürekli af demeliyiz… Of ile rahatlayacağını zanneden gönüller, sanmasınlar ki karşıki dağları yıkacaklar! Yıkılan kendi can’ları olur ya da yıktıkları kalpler durur karşılarında. Bu yüzden ihtiyacımız olan iki harflik bir kelime; af.

Zikrimiz af olsun, Allah bizi af etsin…

Nagihan Daut

Mart ayının ortalarına doğru doğan bir kız çocuğudur Nagihan... Allah’ın eşsiz kulu, bunu parmak izlerine bakınca der; ‘Allah’ın birtanesiyim ben’ diye... Osmanlı şehri Üsküp’te dünyaya gelen, bir Osmanlı kızıdır Nagihan Daut... İmam Hatip’li ve yüksek lisans mezunu Coğrafyacı’dır Nagihan... Hayatındaki kıymetlileri Ailesi ve Duaları... Dua etmeyi ve Dua almayı çok sever Nagihan... Mutluluğu bir pamuk şekerde bulan, Tasavvuf sevdalısıdır Nagihan... Kahve keyfi ise onun için apayrıdır... Bir de gönül kaleminden, beyaz kâğıtlara damlalar damlatmayı çok sever Nagihan... Yazar yazar yazar... Bazen gökyüzünde ki bir buluttan esinlenir yazar, bazen de bir kelebeğin uçuşuna hayran kalır ve yazar... Asr-ı Saadet’i hatırladıkça, hayranlıkla iç çekerek Âh eder... Namaz ömrünün huzurudur... Salâvat dilinin lezzeti... Şükür edilecek ne çok nimet var, ‘Elhamdüliilah Rabbim‘ kelamı iç huzurudur onun Yazacak ve okuyacak çok şey var, yeter ki İmanla çarpan yüreğinizle barışık olun, sonrası Allah Kerim... Evlâd-ı Fatihan diyarından Selam ve Dua ile…

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: