Özgür Olmaktan Korkuyorum

ozgurluk-nedir-insan-zincir-1024x768 Özgür Olmaktan Korkuyorum

İnsanın dünyaya geliş amacı nedir? Dünyadan sonra nereye gidecek? İnsan dünyayı gerçekten yaşanır hale getirebilir mi? Yani adaletin olduğu bir dünya meydana getirmesi mümkün mü? Kime göre neye göre adalet dediğinizi duyar gibiyim. Peki nereyi kimi referans alacağız? Söz gelimi A şahsını adalette referans alalım derseniz, başkası çıkıp da neden A şahsı referans alınıyor? Benim ondan daha adaletli tanıdığım birisi var, diyemez mi? Ve bir başkası, bir başkası daha… Benim onlara göre daha adaletli tanıdığım kimseler var diyecek. Ez cümle, bu işin sonu yok. İttifak edilemez. Bana kalırsa ben derim ki; Ben benim gibi insan olan birisinin adalet anlayışı ile niçin hayatımı düzenleyeyim? Benim de aklım var. Adalet anlayışım var. Öyle değil mi okuyucu kardeşim? Ya aslında derdim sinemada özgürlük konusu hakkında bir şeyler yazmaya çalışmaktı. Ama iş dönüp dolaşıp o malum soruya geliyor: “kime ve neye göre özgürlük”? Gel de işin içinden çık şimdi. Nasıl anlatacağım bilmiyorum. Ortaya karışık bir şey mi olsa acaba? Kimseye dokunmadan. Klavyenin namlusunu kimseye doğrultmadan ortaya mı yazsak (sıksak) bilmem ki. E bu sefer de kimse üzerine alınmaz! Ama dur bir dakika. Sanatçı adam anlar. Ne de olsa sanat filmlerimiz var. O halde sorun yok. Biz en iyisi ortaya sıkalım klavyenin namlusundan çıkan harfleri. Yalnız ortaya sıktığımız harfler seker de maganda kurşunu gibi birisini vurursa, az da olsa özgürlükle benim de arkadaşlığımın olduğu biline.

Eski zamanlarda İnsan elindeki eşyayı en uzun süre kullanmak isterdi. Yani kırılana, parçalanana, yırtılana, bozulana kadar. Böyle olması birçok yönüyle iyidir. Çünkü cepten az para çıkmış olacak. İsraf etmemiş olacak. Ne güzel.Fakat gel gör ki modern dünyada insanlar böyle mi? Eldeki eşyanın eskimesini geçtim, o eşyanın yeni sürümü çıkar çıkmaz hemen koşuyor almaya modern dünya insanı. Daha da ilerisi, tek kullanımlık eşyalar çoğalmaya başladı. Kullan ve at. Anı yaşamak en önemli slogan. Başka bir deyişle haz ve hız.

Şimdi bizler böyle iken bu sinema işini nasıl yapabiliriz ki. Kesin, Güzelim 7.Sanat’ı haz ve hız tutkumuza malzeme ederiz. Ve ( aslında kendi üzerimden anlatsam daha iyi olur. Mesela ben şuyum. Haz ve hız adamıyım. Anı yaşarım. Özgürlüğün bana göre tanımları var. Adalet anlayışım da bir hayli iyi gibi falan.) çekilen filmleri izleyenler de ‘anı yaşa’ sloganına müptela olacak muhtemelen. Ve dünyamız anı yaşayanlar gezegenine dönüşecek. Ana kilitlenen insanlar geçmişten ders almayacak gelecek adına da hayaller kuramayacak son tahlilde. Ve tüm dünya tatile çıkmış olacak bu durumda.

Toplumu ve devleti oluşturan etmenlerin kültür ve gelenek olduğu sosyoloji kitaplarında yazdığına göre ; tatile çıkmış insan yığınları toplum ve devlet olmayı nasıl başaracak. Yani ben 7. Sanatla kendi ayağımıza kurşun sıktığımızı düşünüyorum galiba. Topal bir toplum olmaktan korkuyorum, ve kendi kendimizi yok etmekten de. Dünyanın sonu bizim yaptıklarımızdan olacak ‘Sayın Yedinci Sanat Bey’. Senin fikrin nedir bu konuda? Özgürlüğün kıskacında bağıran toplum olmak çok acınası bir durum sanırım. Sayın Yedinci Sanat Bey, ne diyordu Derviş Zaim: “Sınırlar özgürleştiricidir”.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: