Ruhun Gıdası “SEVMEK”

angel-love Ruhun Gıdası "SEVMEK"

İnsanın temel olarak ruh ve bedenden oluştuğu yüzyıllar boyunca üzerinde durulmuş varlık alanındaki önemli konulardan biridir. Var olan varlıkların en mükemmeli olan insanı her yönden inceleyen bilim adamları ve filozoflar insanın ruh ve bedenden müteşekkil olduğuna dair fikir birliğine varmışlardır. En azından büyük çoğunluğu bu görüştedir. Fiziksel olarak hayatta kalabilmek,birtakım işlerimizi gerçekleştirebilmek için insanın devamlı olarak gıda tüketmesi gerektiği izahtan vârestir. Sanayi jargonuyla söyleyecek olursak; insan vücudunun yakıtı besinlerdir. Tükettiğimiz gıdaların besin değerleri ne kadar yüksekse vücudumuzda bu oranda fiziksel aktivitelerini daha rahat yapar, güç ve dayanıklılık isteyen işlerde daha başarılı olur. Peki ya Ruh! Ruhun beslendiği şey nedir? Ruhun yakıtını ne oluşturur? Bir çoğumuz şu sözü duymuştur; “Müzik ruhun gıdasıdır” Evet müzikte ruhun gıdasıdır, fakat bu ruh için yetersiz ve geçici bi değerdir. Eğer biz bu sözdeki “müzik” tabirine takılmassak, onun yerine birçok şey getirebiliriz, mesela; “Şarkı söylemek ruhun gıdasıdır”-“Resim çizmek ruhun gıdasıdır” gibi… Benim gözlemlediğim şey ise; ruh için en büyük en güçlü ve âdeta ruhun motor gücü sayılan değer “SEVGİ”dir. O halde sözü değiştirirsek; “Sevmek ruhun gıdasıdır”. Sevmek tabir yerindeyse ruhu şaha kaldırır. Ruh bu değer ile âdeta yeniden doğar. Sevmek âhlaki vasıf olarak da bir erdemdir.Bu erdem insanı kendisine ve çevresine karşı daha basiretli ve ahlaklı yapar.Sevmek tabiri geniş anlamlar taşır. İnsan her şeyi sevebilir,sevmelidir de.Çevredeki her şeye sevgi duymalıdır. Ağaca, havaya, toprağa, kaleme, kağıda… sözün özü tümel ve tikel olan her şeye. Tabi ki de insana.İnsanın insana karşı duyduğu sevgi erdemin en yücesidir. Ruhun da en büyük gıdası insanın insana duyduğu sevgidir. Ruh bu sevgi bağından güç alır, bu güç onun yaşantısın her yerine akseder. Nitekim düşünce dünyasının büyük isimleride bu gücü keşfetmiştir. Bizim coğrafyamızın en büyük isimlerinden olan Yunus Emre,sevginin bir üst boyutu olan aşkın gücünü şöyle dile getiriyor; “Aşk gelicek cümle eksiklikler biter.” Osmanlının büyük ilim adamlarından olan Kuşadalı İbrahim Halvetî şöyle diyor:”Aşk tüm dertlerin devası olan bir derttir ki arttıkça derman getirir.”Yirminci yüzyılın en büyük İslam düşünürü sayılan Muhammed İkbal’in derin anlamlar içeren şu sözü çok şey anlatıyor:”Akıl meşâlen midir?Onu bırak bir yere! Kadehin nedir? Aşk mı? onu sırra aşina bir kul ile beraber iç! “Ve Fuzûli, bana göre bu değerin ihtişamını şu sözle ortaya çıkarıyor ve noktayı koyuyor: “Aşk imiş her ne var ki âlemde,ilim bir kıyl-ü kâl(boş, eksik)imiş ancak.”

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: