Travma

travma-stres-tedavi-psikolog-online Travma

Travma

Güzel düşünmüştü fakat anlık korkusunun yüzleşeceği vakti bekleyen biri için sol tarafından gelen
soğuk esintinin vücudu kapladığı donukluğu fark edememişti. Sürekli çekiştiriyordu. Sistemsiz reddedişleri çare olmuyor esintinin şiddetini arttırıyordu. Ani karanlık başladığında vücutta hissedilen yön bulma isteği ve geriye dönüş umuduna benzer bir şeydi bu. Adı aşk diye tanınan, varoluşu yokluğunu silen hiç akla getirmeyen, beynin bir köşesinde bu istenmeyen yokluk terimi ortaya çıktığında ise insanı savunmasız hale getiren haşere gibi bir durumla karşı kaşıyaydı. En iyisi hiç tanımamaktı. Pişmanlığı her geçen gün haddinden fazla nefes harcıyordu.

Gecenin karanlığında koşar adım ilerleyen umutlarımı izlerken, ani bir uyanışla doğruldum. Gördüğüm seraplar, baş döndürücü kararsız ikilemler yani yetkinin başkasında olup isyan edebilme dürtüsü. Etrafımda garip yaratıklar koşuşturmaca içerisinde benimle eğleniyorlardı. Bir an kayboldular. İçimde bir nebze de olsa rahatlama hisseder gibi oldum. Sonra tekrar çıkageldiler. Ayaklarına bağlı zincirlerin sesi beynimi tırmalıyordu sürekli. Nefes almak bile zor gelmişti. Etraftakiler yine bakıyordu. Ansızın, kör olsalardı diye düşündüğüm bu zihinsel köleler, gözlerin yokluğumda ne yapabilirlerdi acaba. Sağ kolumu yasladığım cam duvar eğilir gibi oldu. Sürekli küçük bir camekâna bakmak, umursamaz beyinde merak uyandıran ve soyutluk denen terimin varlığından şüphe uyandıran bu kargaşa. Düşme hissi, korkuyu da beraberinde getirdi.

Her iki taraf için de tabi. Karşılıklı birbirimize bakarak yerlerimizde bakakalmıştık bir an. Temkinli olmamızın sayesinde nefes alışım düzeldi. Neden ve nasıl bu durumda idik? Ben bu nedenselliği sürekli tekrar ederken, yanı başımda oturmuş merakımı arttıracak eylemler içinde ki, camekâna hiç bakmayan genci gördüm. Şaşkınlıktan merakım, şiddetini arttırıyordu. Başım sola daha da dönük halde izlemeye başladım. Diğer kölelerin dışında kendim için bir uğraş bulmuştum. Dudaklarım istemsizce kıpırdamaya başladı. Çok geçmeden anladım. Konuşmak istiyordum. Her gün aynı monotonluk ve suskunluk içinde bu konuşma cesareti nereden geldi? Şaşkınlığım daha artmış. Sevinme yetisini tekrar hisseder olmuştum. Hemen ardından tereddüt…
İlk ne sormalıydım?
Bitirmenin yarısı olan başlamak…
Kıvılcımı arttıran donuk suratlar arasında mimikle başlama kararı etkisini arttırıyordu. Gözlerimi kapattım. Uzun uzun bekledim cesaretin eşiğin değerine yaklaşmasını. Gürültü ve boğucu havanın etkisinden, yanımda az önce ayrıldığının hiç farkına varamadım. Ani bir şaşkınlık…
Sonrasında yine aynı sorgular.
Köleliğin farkındalığını ve hayıflanma…
Tekrar bana doğru yaklaştılar. Yalnızlığım onlarla yok olmuştu. Fakat sadece bu seferlik… Acaba bende mi onlar gibiydim?

 

Menzeher Karadoğan

Ağustos'un kavurucu sıcağında F. Kafka.'nın ölümünün 67. yılında Muş ilinde dünyaya geldi. İlk okul ve lise öğrenimini memleketinde tamamladıktan sonra İstanbul Marmara Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği okudu .Şu anda kurumsal firma yazılım danışmanlık ve eğitimi üzerine çalışmalar yapmakta . Metropol'ün yoğun ve yorucu hayatından uzaklaşmak ve anlamlandırmak için yazmayı seçti . Hala pişman değil ..

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: