Uzayda Geçen Bir Küçük Emrah Filmi Olarak Star Wars

star-wars-kapak Uzayda Geçen Bir Küçük Emrah Filmi Olarak Star Wars

Star Wars serisine bayılmam, nefret de etmem ama ikinci kez izlemeye dayanamam. Uzay gemileri, görseller, hikayenin derin mesajları güzel ama işlenişi berbat. Demokrasinin alkışlarla ölümü bizim de yaşadığımız bir süreç. Ama söyler misiniz: üç film boyunca filmin iyi adamları Jedilerin, Sith Lordu’nun planları için koşturmasını izlemek nedir?

star-wars1 Uzayda Geçen Bir Küçük Emrah Filmi Olarak Star Wars

Cehenneme giden yol iyi niyet taşlarıyla örülüdür.

Jediler iyi niyetli ama kusura bakmayın tam bir salaklar takımı olarak anlatılmış. Serinin bu özelliği enteresan, iyi kahramanlar bile yaptıklarıyla kötülüğe çalışıyor. Jediler güce sahip ama akla değil. (Derzulya serisinde ise bunun tersini deniyorum: Habis serisinde iyi karakter yok, Habis+Janus’a karşı savaşanlar bir seri katil olan Sarp+Şeytan. Yani süper kötüler, yaptıklarıyla iyiliğin yararına bir sonuç için mücadele ediyor.)

Hikayeyi özetleyelim: Anakin Skywalker annesinin öldürülmesiyle kötü tarafa kayan bir Jedi çırağı. Kız ve erkek çocukların birbirlerini bulması, hele Luke’un kız kardeşine gerçeği açıkladığı sahne en berbat pembe dizi sahneleriyle yarışır.

Star Wars serisinin iyi bir bilimkurgu olma iddiası yok. Zaten tür olarak space opera olarak geçiyor. O nedenle serideki bilime aykırı onlarca noktayı sıralayıp vaktinizi almaya niyetim yok. Merak ederseniz kısa bir çabayla bunları sıralayan eleştirileri bulabilirsiniz.

star-wars-3 Uzayda Geçen Bir Küçük Emrah Filmi Olarak Star Wars

Filmin hikayesiyle ilgili esas sorunum gücü ve seçilmişliği övmesi. Oysa genel resme bakarsak bu felaketten başka bir şey getirmiyor. Akıllı ve sıradan insanlar sadece piyon. Oysa güç yapısı itibariyle iyiliği veya kötülüğü, özellikle aklı barındıran bir kavram değildir.

Şeytan güce ve başarıya giden kapıları giderek daha alçak yapar ki, her aşamada geçmek için daha çok eğilmek zorunda kalırsınız” ve “Esas güç, gücü elde etme fırsatını ele geçirdiğinizde onu elinizin tersiyle itebilmektir” diye iki cümlem vardır ki bu seriye bakış açımı özetliyor.

Star Wars serisine gençlere bilimkurgu sevgisi aşılayan uzayda uçmalı, kavgalı, lazerli bir masal olarak bakabilir miyiz? Öyleyse niye filmi seyreden insanların çoğu daha çok kötüleri karizmatik buluyor. Çünkü seri boyunca kötüler görsel olarak çekici (Darth Maul, imparator, Darth Vader) ne yaptığını bilen, planları olan tipler olarak anlatılırken iyiler duygusal, sersem sepelek davranan tipler.

Han Solo bu açıdan bir istisna… Ama onun da karakter analizini yaparsak temelde iyi ama aklıyla değil, çıkarlarına göre hareket eden bireysel bir tip olduğunu görürüz.

star-wars-1 Uzayda Geçen Bir Küçük Emrah Filmi Olarak Star Wars

Serinin beşinci filmi: The Empire Strikes Back, Holywood klişelerini yıkan, her yönüyle karamsar ve kötülüğün rövanşı aldığı bir hikayeye sahiptir. Luke elini kaybeder, Han Solo yakalanır falan… Ama ilk üç bölümü kötülüğün planlarının adım adım gerçekleşmesi ve filmdeki iyi karakterlerin bile onun piyonu olduğunu bile bile seyretmek nedir?

Sonuç olarak: Star Wars serisini seyrederken bilinçli bir rahatsızlık duymadan edemiyorum. Sanki anlatılan sonuçta iyilerin sonunda kazandığı epik bir mücadele ama seri boyunca iyilerin akıl ve zekayla kazandığı anlatılmıyor. Aksine bunlar kötülerin yanında.

Güç seninle olsun” ne demektir ya? Çocuğum olsa bunu öğütlemeyi aklıma bile getirmem. Bir saniye düşünün bu gerçekten iyilik kokan bir mesaj mı?

Ayrıca bir başka bilimkurgu serisi Star Trek‘i de mantıksız zaman yolculuğu senaryolarıyla berbat ettiler zaten.

 

Orkun Uçar

Metal Fırtına serisinin yazarı, hayal gücü komutanı…

1 Haziran 1969 Gölcük Kocaeli doğumlu olan Orkun Uçar, deniz astsubayı olan babasının görevi gereği bulunduğu Bartın’da büyüdü. Üç yaşından itibaren çocukluğu, ilk, orta ve lise öğrenimi, üniversite sınavını kazanarak İstanbul’a göç edene dek bu şirin ve güzel kentte geçti. İstanbul Basın Yayın Yüksek Okulu’nu okurken çeşitli gazete, dergi ve televizyonlarda çalıştı.

Yazarlığa üniversite birinci sınıfta aldığı bir daktilo ile başladı. Gırgır Dergisi, Yeni Günaydın ve Yeni Yüzyıl gazetesi Cafe Pazar ekindeki çizgiroman senaryo çalışmaları ile dönem dönem yazarlık kariyerini geliştirdi. 1999 yılında Nostromo Bilimkurgu Kısa Öykü Yarışması’na katılarak dört yıl ara verdiği yazarlığa döndü. Bu yarışmada aldığı birincilik profesyonel yazarlık için cesaret verdi.

İnternet üzerinde kurduğu Xasiork Ölümsüz Öykü Kulübü ile editör ve yazar olarak edebiyat dünyasına katkıda bulundu. Ortağı olduğu Xasiork Ölümsüz Öyküler Yayımevi 2002 yılında kuruldu, 2004 Haziran ayında kapandı.

Orkun Uçar’ın 2004 yılı Aralık ayında çıkan “Metal Fırtına” adlı politik kurgu romanı gündeme damgasını vurdu. 15 Nisan 2005 yılında Altın Kitaplar yayınevinden “Asi / Habis Üçlemesi I” adlı epik fantezi kitabı çıktı (Derzulya serisinin ilk kitabı).

Orkun Uçar imzalı “Metal Fırtına 2 – Kayıp Naaş” 2005 Eylül ayında yayımlandı ve bir ay içinde ikinci 100.000’lik baskısını yaptı. Yazarın hayat öyküsü, röportajları ve çeşitli konulardaki yazılarının yer aldığı “Metal Fırtına’yı Kim Yazdı ve Hayal Gücünün Komutanları” isimli kitabı da Eylül 2005’de kitap raflarında yerini aldı.

2006 Haziran’ında Hakan Yılmaz Çebi ile “Kara Divan” adlı bir sohbet kitabına imza atan yazar, 11 Eylül 2006’da yayımlanan “Metal Fırtına 3 – Kızıl Kurt”ta Gökhan Birdağ macerasına devam etti.

2007 yılı Şubat ayında ise okuyucu karşısına “Zifir” adlı değişik bir kitapla çıktı. Burak Turan’la birlikte imza attıkları bu kitap aksiyon, politik kurgu ile gizemci kurguyu birleştiriyordu.

Orkun Uçar şu anda Derzulya serisinde yer alan “Asi”nin devam kitabı, Habis Üçlemesi II “Sarı İstila” üzerinde çalışıyor.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: