Uzaydaki Büyük Düşmanımız: Toz

micro_universe_cestica Uzaydaki Büyük Düşmanımız: Toz


Tarih: 13 Haziran 2017 | Yazar: Orkun Uçar

H.G. Wells’in War of the Worlds romanında, Dünya’ya saldıran Marslıları durduran şey insanlığın silahları veya direnişi değil, mikroskobik canlılardır. O kadar ileri bir teknolojiye erişmiş Marslıların Dünya’nın mikroplarına bir önlem almamasını garipsemeyin; zira yıl olmuş 2017, Alien Covenant filminde bile başka bir gezegene inen insanlar mikroskobik tehlikeleri düşünmeden, koruyucu giysileri olmadan çıkmadı mı gemiden?

İnsanlığın uzayda yayılmasının önündeki en büyük tehlike küçük şeyler. Bunların canlı olmasına gerek de yok; mesela toz. G. Altov ve J. Juravleva’nın yazdığı Evrenin Türküsü (Ballada o Zvezdah) romanında ışık hızında giden gemi uzay tozları tarafından yavaş yavaş yenmeye başlar. Kozmonotlar buna bir çözüm bulmak zorundadır. Arthur. C. Clarke’ın Susuz Deniz (A Fall of Moondust) romanında ise, Ay’daki bir toz denizi üzerinde giderken sarsıntıyla dibe kayan bir aracın yüzleştiği sorunlar anlatılır.

Alien-Covenant Uzaydaki Büyük Düşmanımız: Toz

Alien-Covenant

Büyük hızlar söz konusu olduğunda toplu iğne boyutundaki bir toz tanesi ölümcül bir tehlikedir. Ay’daki tozun yarattığı tehlike ise hızdan kaynaklanmıyor. Bunlar Dünya’daki tozdan farklı. Çin’in Ay yüzeyinde ilerleyen robotu birden durduğunda akla birçok ihtimal geldi: Uzaylılar, başka bir ülke tarafından sabotaj veya üzerine bir asteroit düşmesi. Ama en güçlü aday Ay tozuydu. İlk Ay görevinde de astronotların giysilerine sızan, Ay modülünün içinde dahi giren bu toz Ay’daki görevlerin, madencilik, enerji üretimi veya üs kurma planlarının önündeki en büyük engel. Bu soruna henüz çözüm bulunmadı.

Ay tozlarını birçok bıçağı olan nanorobotlar gibi düşünün. Bunlar uzay giysilerindeki kevlar katmanını bile kolayca geçti. Milyarlarca yıldır asteroitlerle dövülen Ay yüzeyindeki tozlar sert ve keskin. Ayrıca toksik. 1969-1972 görevlerinde Ay’dan 382 kilogram Ay taşı ve tozu örneği getirildi. Fareler üzerinde yapılan deneylerde bu tozun canlı organizmaların içine girdiğinde zararlı olduğu görüldü. Belki de NASA’nın Ay’a insanlı görevlerinin sona ermesinin nedeni, bu soruna henüz çözüm bulunamamasıdır. Apollo 17 ile Ay’a son ayak basan astronot Harrison Jack Scmitt, Ay yüzeyindeki çalışmalarının ardından hastalanmıştı. Bunun nedeni giysisine ve aracına giren gri madde, yani Ay tozuydu.

apollo-16-John-W.-Young Uzaydaki Büyük Düşmanımız: Toz

Apollo 16 görevinde LRV’si ile hız yaparak Ay tozu kaldıran John W. Young (1972)

Ay üzerinde koloni kurulacaksa en iyi seçenek şehirlerin lav tüpü denen mağaralarda yapılması ama Ay tozu şu anki teknolojimizle yapılacak bütün kubbeleri delebilecek, zarar verebilecek durumda. Sadece kubbe altı değil, Ay üzerine çıkacak her türlü araç ve insan da koruyucu önlemlere rağmen tehlikede olacaktır.

Ay tozunun avantajları da var: Ay’daki insanların ihtiyaç duyacağı gereçlerin, conta gibi malzemelerin Dünya’dan getirmek yerine üç boyutlu yazıcılarla Ay tozundan elde etmesi planlanıyor. Bu konuda araştırmalar devam etmekte. Yerçekimsiz veya düşük yerçekimli ortamda çalışacak, Ay tozunu kullanacak 3D yazıcı makineleri üzerine çalışmalar sürüyor. Bu başarılırsa sürekli malzeme sevkiyatına gerek olmayacak.

iapetus Uzaydaki Büyük Düşmanımız: Toz

iapetus

Toz evrenin her yerinde var. Ay yüzeyinde atmosfer yok denecek kadar az ama yoğun atmosfere ve fırtınalara sahip, saatte yüzlerce kilometrelik hızları olan gezegenlerde de toz farklı sorunlar yaratacaktır. Güneş sistemizdeki en hızlı rüzgarlar Neptün’de. Rüzgarı yavaşlatacak yeryüzü şekillerinden mahrum Neptün’de yüksek hızlı tozlar küçük mermiler kadar ölümcül olacaktır.

Toz deyince Satürn’ün garip uydusu Iapetus’tan da bahsetmek lazım. Bu uydu bir cevize benzer. Uyduyu çevreleyip iki yarımküreye ayıran bir çıkıntı vardır. Ying ve Yang gibidir. Bir tarafı beyaz, bir tarafı siyahtır. Siyah tarafının sırrı uzun zaman çözülemedi; cevap tozdu. Satürn’ün çevresinde ise gördüğümüz halka haricinde bir de toz halkası var. Iapetus’un bir tarafı sürekli bu halkadan gelen toz etkisi altında. Iapetus’un bir başka ilginç özelliği de Star Wars’daki Ölüm Yıldızı’na benzemesidir.

Kapak resmi: Micro Universe – Cestica (DeviantArt)

Orkun Uçar

Metal Fırtına serisinin yazarı, hayal gücü komutanı... 1 Haziran 1969 Gölcük Kocaeli doğumlu olan Orkun Uçar, deniz astsubayı olan babasının görevi gereği bulunduğu Bartın’da büyüdü. Üç yaşından itibaren çocukluğu, ilk, orta ve lise öğrenimi, üniversite sınavını kazanarak İstanbul’a göç edene dek bu şirin ve güzel kentte geçti. İstanbul Basın Yayın Yüksek Okulu’nu okurken çeşitli gazete, dergi ve televizyonlarda çalıştı. Yazarlığa üniversite birinci sınıfta aldığı bir daktilo ile başladı. Gırgır Dergisi, Yeni Günaydın ve Yeni Yüzyıl gazetesi Cafe Pazar ekindeki çizgiroman senaryo çalışmaları ile dönem dönem yazarlık kariyerini geliştirdi. 1999 yılında Nostromo Bilimkurgu Kısa Öykü Yarışması’na katılarak dört yıl ara verdiği yazarlığa döndü. Bu yarışmada aldığı birincilik profesyonel yazarlık için cesaret verdi. İnternet üzerinde kurduğu Xasiork Ölümsüz Öykü Kulübü ile editör ve yazar olarak edebiyat dünyasına katkıda bulundu. Ortağı olduğu Xasiork Ölümsüz Öyküler Yayımevi 2002 yılında kuruldu, 2004 Haziran ayında kapandı. Orkun Uçar’ın 2004 yılı Aralık ayında çıkan "Metal Fırtına" adlı politik kurgu romanı gündeme damgasını vurdu. 15 Nisan 2005 yılında Altın Kitaplar yayınevinden "Asi / Habis Üçlemesi I" adlı epik fantezi kitabı çıktı (Derzulya serisinin ilk kitabı). Orkun Uçar imzalı "Metal Fırtına 2 - Kayıp Naaş" 2005 Eylül ayında yayımlandı ve bir ay içinde ikinci 100.000’lik baskısını yaptı. Yazarın hayat öyküsü, röportajları ve çeşitli konulardaki yazılarının yer aldığı "Metal Fırtına’yı Kim Yazdı ve Hayal Gücünün Komutanları" isimli kitabı da Eylül 2005’de kitap raflarında yerini aldı. 2006 Haziran’ında Hakan Yılmaz Çebi ile “Kara Divan” adlı bir sohbet kitabına imza atan yazar, 11 Eylül 2006’da yayımlanan “Metal Fırtına 3 – Kızıl Kurt”ta Gökhan Birdağ macerasına devam etti. 2007 yılı Şubat ayında ise okuyucu karşısına “Zifir” adlı değişik bir kitapla çıktı. Burak Turan’la birlikte imza attıkları bu kitap aksiyon, politik kurgu ile gizemci kurguyu birleştiriyordu. Orkun Uçar şu anda Derzulya serisinde yer alan “Asi”nin devam kitabı, Habis Üçlemesi II “Sarı İstila” üzerinde çalışıyor.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

1 Cevap

  1. TR Bor dedi ki:

    TOZ HER ZAMAN BAŞA BELADIR

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: