Zamanı İki Rekat Arasında Yaşamak

namaz_kanserden_korulyor372016975 Zamanı İki Rekat Arasında Yaşamak

İki rekat olan sabah namazının farzını kıldıktan sonra, uyumamanın daha iyi olduğunu bildiğim halde nefsime yenilip iki rekat kadar uyumaya karar verdim. Uyandığımda kalkış saatime daha beş dakika olduğunu görünce uykuma bir rekat daha ekleyebilirim o halde diyerek gözlerimi kapadım alarm sesine kadar.
Alarmın sesini duymamla evden çıkmam arasında yine iki rekatlık bir zaman vardı. Acaba bugün iki rekatlık süreyi uzatsam mı diye düşündüm. Fakat işini saatle yapanların dünyasında yaşadığım için iki rekatlık zamanı, teravih namazı hızlılığında kullanarak kendimi kapının dışına attım. Yürüyeceğim mesafe iki rekat uzaklıkta bana göre. Saate göre ise 20 dakikaya denk geliyor. Bu mesafe, geç kalsam da iki rekat benim için. Eğer geç kalırsam o iki rekatlık mesafeyi sadece görevim olduğu için yürümek zorunda kalıyorum.
Erken çıkarsam da huşu içinde yürüyorum bu mesafeyi. Çalıştığım yere varınca saatlere bırakıyoruz her şeyi. Saat ne derse o. 8:30 da başla 9:10 da bitir. Dilimizle söylemesek de içimizden ’emrin olur saat bey’ diyoruz maalesef. Ama ben saatin bize koyduğu zaman aralığını yine iki rekat olarak yaşamaya çalışıyorum. Rüyalar, saatlere göre en fazla 7 saniye sürdüğü halde onları bir film uzunluğunda yaşayıp anlatabiliyorsak ben de saatin bana vermiş olduğu 40 dakikayı bir yaşam öyküsü uzunluğunda yaşayabilir ve yaşatabilirim.

Saat, 40 dakikanın bittiğini haber verince, “40 dakika değil iki rekat bitti” diyorum sessizce. Bu lafımı saat duyunca sinirlenir mi bilmiyorum ama beni mutlu etti açıkçası.
Gün, hep saatin boyunduruğu altında geçiyor. On dakikalık molalar, kırk elli dakikalık yemek saatleri… Hep aynı. Ama ben bu süreleri hep iki rekatlık olarak görüyorum. İki rekatlık molalar ve iki rekatlık yemek süreleri…
Kızgınlıklar, öfkeler, göz yaşları, mutluluklar gülümsemeler, kalpten çıkan bal tatlısı sözler, kalpten değil de ağızdan çıkan dikenli sözler, köpeğin havlaması, ağaçtan kopan yaprağın yere düşmesi, yere düşen çocuğun ayağa kalkıp bir yandan üstünü temizlerken bir yandan da gözünden düşürdüğü damlalar, bir birini kovalayan çocukların masum sesleri, bir ağaçtan başka bir ağaca konmaya çalışan kuşlar, kalbinin diğer yarısını arayanlar ve kendini arayan ben; tüm bunlar benim için hep iki rekatlık şeyler.
Peki bu iki rekatlık zaman kaç saate, kaç güne, kaç aya, kaç yıla denk geliyor? İnsandan insana değişiyor beyim.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: